Heyy BEN BURCU YAZDIĞIMI GÖRÜYOSAN BENİ ARA KONUŞALIM BOŞALTİM SENİ :))
NUMARAM: 0035 351 57 32

bakkal işletmecisiydim

Hali vakti yerinde çevresinde sayılan ve sevilen,itibar gören bir
esnafım.İstanbul’un gecekondu semtlerinden birinde kendime ait iki katlı
bir evim ve küçük bir bakkalım var.İşlerim çok iyi olmasa da hani
derler ya çorbayı kaynatıyorum işte o türden.Ben ve kardeşlerim büyüyüp
kendi başlarının çaresine baktıkları için anne ve babam köye
yerleştiler.
Kırk yaşına merdiven dayadığım halde bir türlü nasip olupta
evlenemedim.Eskisi kadar beni zorlamasa da ihtiyaçlarımı doğal olarak
gideremem beni bir hayli sıkıştırsa da yine de bu ruh halime alıştım
sayılır.Yalnız yaşadığım için evde ihtiyacım olan her işimi kendim
görüyorum sadece temizlik hariç.O işi de çok şükür kiracım olan Ayşe
hallediyor.Haftanın belli bir günü gelip evi baştan sona bir güzel
temizleyip gidiyor ve benden elli kağıt alıp mutlu mesut evden
ayrılıyor.
Ayşe ve kocasının durumu da bir hayli zordu.Kocası düzenli bir işte
çalışmaz,eve doğru dürüst para getirmez karı koca ve iki çocuğu ile
tabiri caizse yarı aç yarı tok yaşarlardı.Belki hayatları Ayşe’nin
kocası Hıdır’ın kumar alışkanlığı olmasaydı biraz daha kolay olurdu diye
düşünüyordum.Çok kere onun kumar borcunu ben kapatmış geriye ödemesi
için hiçbir baskı da bulunmamıştım.Kirayı da düzenli olarak ödemediği
gibi bakkalımdan aldıklarının dahi genelde parasını
vermezdi.Veremezdi.Merhametli ve şefkat dolu bir insan olduğum için
onların bu haline acır,elimden geldiği ölçüde onlara yardımcı olmaya
çalışırdım.Onlarda benim bu halimi bildiklerinden bana yakınlık gösterip
sıcak davranırlar ve çoğu zaman akşam yemeği için beni evlerine davet
ederlerdi.
Yaşadıkları taşra kasabasından buraya gelip benim evimi tutalı yaklaşık
altı ay olmuştu.Her şey yolundaydı ve ne onlar için ne benim için sorun
teşkil edebilecek herhangi bir olumsuz durum yoktu.Güzelse ona
denir,kadınsa ona denir,meme ararsan onda,dipdiri bir vücut ararsan yine
ondan.Hıdır gibi bir erkeği hiç de hak etmemesine rağmen onunla
evlenmişti ve onun karısıydı.
Ayşe.
Bir bilsen yalnızlığımı,kimsesizliğimi,geceleri sabahlara dek dipdiri
memelerini ve sıcacık nefesini düşündüğümü.Düşlerimde seninle sevişip
baktığım her kadında seni gördüğümü.Bir kez olsun saçlarını
göremedim,bir kez olsun ellerinden tutamadım bir kez olsun ab-ı hayat
memelerinden içemedim.Hani bir gün deseydin ya bana “bak sen hiç
evlenmemişsin,utangaçsın,yalnızsın ve seni saracak bir sıcaklık yok
hayatında.Tüm sevgin ve şefkatinle beni kucaklayıp rüyalar ülkesinde
prensesim olsaydın.Yalnızlığıma örtü olsaydı sıcacık nefesin,karanlık
gecelerimde ay gibi düşseydi güzel yüzün,memelerinden nasiplenseydim
soğuk kış akşamlarında sobamda yanan odunların çıtırtısına eşlik ederek.
O akşam lanet olsun.Keşke hiç yaşamasaydım,keşke hiç seni
görmeseydim.Allah’ım bu dünyada bu kadar güzellikler ve mutluluklar
varken beni neden yalnızlık cehennemine atıyorsun,diyerek isyan
etmeseydim çaresizliğime.Beni ben yapan ne kadar az şey varmış oysa
hayatta.İçimdeki merhamet duygusu kabarmış,hem kiracım Ayşe’ye hem de üç
aylık bebeğine semt pazarından giyecek bir şeyler almıştım.Bakkalı
kapattıktan sonra eve dönerken onlara uğramıştım.Kapıyı Ayşe açtı,evde
kimse yoktu ve beni içeriye davet etti.Aldığım giysileri ve bakkaldan
getirdiğim ıvır zıvır kendisine verince hem çok sevindi hem de
şaşırdı.Onu mutlu görmek beni de mutlu etmişti.Odanın içerisinde yıkık
dökük kendini ısıtmaktan bile aciz sobanın yanına yer sofrasını kurmuş
kocasını beklerken yemek yiyiyordu.
Beni bile şaşırtan samimiyet bile içtenlikle “aldığın tişörtü bir
deneyeyim olmazsa değiştirirsin”diyerek yan odaya geçti.Zaten üstünde
kir ve lekeden rengini kaybetmiş soluk bir bluz vardı.Aklım fikrim bu
yaşadıklarımı ve birazdan da yaşayacaklarımı bir türlü almıyordu.Sinin
yanına çökmüş ortadaki çorbadan kaşıklamaya başlamıştım.Yaşadıklarıma
bir türlü anlam veremiyordum.Sıcak bir oda,önüne konulmuş hazır
yemekler,kendi halinde uyuyan bir bebek ve tüm güzelliği,sıcaklığı ve
varlığıyla kocaman,tertemiz memeleri olan bir kadın üstelik yanı
başımdaki odada soyunuyor.O güzelim memeler,sütyenin içerisinde sıcacık
ve yerli yerinde,derli toplu dururken benim kendisine aldığım giysiyi
giymek için aynanın karşısına geçiyor.Bir an için yaşadıklarımın hayal
olduğunu,güzel bir rüya gördüğümü ya da yaptığım tüm iyilikler aşkına
yaşarken cennete alındığımı düşünmeye başladım.
Sofrada yemek yemeye devam ederken Ayşe benim aldığım tişörtü giymiş ve
odaya gelmişti.Sanki deneyerek almışım gibi üzerine tam
oturmuştu.Sallanıp salladıkça beyaz tertemiz sütyenin içersindeki
memelerini dünyanın sallandığını sandım.Bembeyaz tişörtün altında
bembeyaz sütyenin içerisindeki iki güzel meme sofranın karşısına
kuruldu.Nasıl olduysa bu kez saçlarını tam olarak kapatmamış baş
örtüsünü kafasının arkasında topladığından gerdanı net bir şekilde
ortaya çıkmıştı.Kendin emin ve sakin bir halde siniye yaklaştı ve
karşıma geçip oturdu.Hiç konuşmadık ne ben ne o.Sadece Ayşe ‘nin gözümün
önündeki perdeli memelerini algılıyordum.Bana o su veriyordu,ağzıma
attığım lokma ekmek değil oydu,karnımı doyuran yediklerimden ziyade
Ayşe’nin güzel memeleriydi.Dünya denen yalnızlık cehenneminden
çıkmış,hayali bir cenette güzel bir huri ile baş başaydım.
Sofradan kalkınca lavaboya gidip ellerimi ve ağzımı yıkamış yanıbaşımda
bekleyen Ayşe’nin verdiği havlu ile kurulanmıştım.Sofrada o güzelim
memeler,lavaboda onlar divana otururken yine onlar.Tüm dünyam Ayşe’nin
memeleri olmuş,neye dokunsam neye baksam sadece onları
algılayabiliyordum.Ayşe siniyi kaldırıp bulaşık faslına geçince daha
fazla hareketlenmeye dolayısıyla memelerini farkında bile olmadan daha
çok oynatmaya başladı.
Bulaşıkları yıkarken ocağa çay suyu da koyduğundan benim hemen gitmemi
istemiyordu anlaşılan.Kocası yine kahvede kumarın başındaydı yahut kendi
gibi arkadaşlarıyla sağda solda sürtmekteydi.Bembeyaz elleri ile uzandı
çay bardaklarına,bir dalga,bir deprem ve bir yokoluş beynimde
yankılanan memelerini usulca sallarken.
O çay demlerken memelerini büyük bir hayranlıkla izliyor ve dış dünyadan
koparak kendi hayallerimde geziniyordum.Hıdır kaç kez ellemişti o
memeleri,kaç kez ağzında bıraktğı lezzet ve doygunlukla geceleri
uyumuştur.Nasırlı ve kocaman kirli elleriyle o güzel memeleri mis kokulu
tertemiz sütyenden çıkartıp emmek için ağzına götürdüğünde neler
hissetmiştir acaba.Bunlar ona göre kendisine tanrının bir lütfu mu yoksa
iki parça et parçasından mı ibaretti.
Ayşe’nin bulaşıkları yıkamasında sonra çay faslına geçmiş sağdan soldan
konuşarak sohbet ediyor yaşadığım bu anın bitmesini istemiyordum.Hele
çay doldurduktan sonra sonra bardağı yanıma getirdiğinde memelerinin
içine düşecekmiş gibi oluyordum.Çayımı yudumlarken Ayşe’nin memelerinde
buldum kendimi bir anda.Bardak diye elimle sağ memesini sıkıp sol
memesinden yudumluyordum çayımı.Oğluna o memelerden süt ,kocasına zevk
benim payıma da çay düşmüştü.Çaya hiç doymamıştım,sonsuza dek o boyutta
kalır ve her saniyenin kadrini kıymetini bilerek geçirirdim.
Gitmeliydim,kendi yalnızlığıma gömülmenin ve karanlık gecelerde
kimsesizliğimin acı tadını yavaş yudumlamalıydım.Ayşe’nin kocaman
irilikteki memeleriyle çıktığım bu seyahatten kendi dünyama dönmeliydim
artık.Kapıya doğru ilerlerken o da bardakları yıkayıp mutfak tezgahını
topluyordu.”Ben gidiyorum sana iyi akşamlar “derken vicdanım yine bana
seslendi.Elimi cebime atıp elli lira çıkardım ve Ayşe’ye uzattım.Bir an
ses çıkarmadı ve gözlerime baktı.Dalgındı ve sanki başka bir dünyadan
gelmişti.Elimdeki paraya ve yüzüme düşünceli gözlerle bakarken sabunlu
ellerinden damlalar yerdeki taşlara düşüyordu.Param elimde kalmış ve
onun bu haline anlam verememiştim.
Kısa bir aradan sonra sessizliğini bozarak elinin üstüyle burnunu
ovalayıp”şimdi ben bu parayı nerde saklasam Hıdır nereye koysam eliyle
koymuş gibi buluyor” deyince bende şaşırdım.Ellerini tişörtünün alt
kısmına götürdü ve yukarıya sıyırdı.Gördüklerime inanamıyordum.Hasretini
çektiğim,üzerine hayaller kurduğum ve yokluğunda eriyip gittiğim o
güzelim memeleri beyaz sütyenin altında bana bakıyordu.”Benim ellerim
ıslak parayı sütyenimin arasına sıkıştır”dedi.Olan bitene şaşırıp
kaldım,ben kimdim,Ayşe kimdi ve gözümün önündeki bu gül bahçesi kapısını
açmış benim girmemi bekliyordum.Taş gibi donup kalmıştım adeta.Parayı
katlayıp sol memesinin yanına sıkıştırırken içeriye düştü.Elimi biraz
daha derine sokmuş,avuç içimde yanan bir ateşin varlığını
hissetmiştim.Sütyenin derin kısmına düşen parayı bulmuş memesinin
kenarına iliştirmiştim.Sağ elim Ayşe’nin mis kokulu sol memesinde harika
bir geziye çıkmış,beraberinde bir avuç sıcaklık ve tarifsiz bir
heyecanla karışık zevk getirmişti.
Kendi evime çıkıp yattığımda rüyalarımın hepsi o güzel
memelerdi.Gökyüzünde yanıp sönüyordu yıldızların yerine.Ay olarak
doğmuştu kocaman memeler, karanlığıma ve sağ elim boşlukta sol memesini
aradı asırlarca…..
Hani aç tavuk kendini darı ambarında görürmüş ya,benimki de işte böyle
bir şey.Doğrusunu söylemek gerekirse ben bu yazdıklarımı hiç
yaşamadım.Sadece ve sadece yıllardır kadın memesine duyduğum hasret ve
susayış beni böylesi bir hikaye yazmaya ve sizlerle paylaşmaya sevk
etti.İçinde bulunduğum şu şartlar altında bırakın bir çift güzel memeye
sahip olmayı gölgesinden bile mahrum durumdayım.Fırsat buldukça meme ile
ilgili fantezilerimi bazen de gerçekleri sizlerle paylaşmaya devam
edeceğim.Sadece isteğim şu ki ;benim yalnızlığımı paylaşacak,yıllardır
hasretini çektiğim ve halada çekmeye devam ettiğim memesizliğime son
verdirecek vicdan sahibi,merhametli,anlayışlı kadınların e-posta adresim
üzerinden bana ulaşmalarını diliyorum.