Heyy BEN BURCU YAZDIĞIMI GÖRÜYOSAN BENİ ARA KONUŞALIM BOŞALTİM SENİ :))
NUMARAM: 0035 351 57 32

baldızın azmış kızına çaktım

Eylül ayının ikinci haftasıydı, geçici görev için Tekirdağ’a
gönderilmiştim. Bunu biraz da ben istemiştim, çünkü orada üniversite
okuyan (baldızımın kızı) Çilem vardı. Hem bir büyüğü olarak onu kontrol
edecektim, hemde işimi yapacaktım. Arabamla Pazar akşamı Tekirdağ’a
gittim ve anlaşmalı otelimize yerleştim. Daha önceden de orda kaldığım
için, ısrarla çatı katındaki deniz manzaralı odayı istedim. Yol
yorgunluğu hissetmiyordum, saat de erkendi, bizim Çilem’in öğrenci evine
bir baskın yapayım dedim. Arabaya atladım ve Çilem’in evinin önüne
geldim. Seslerden anlaşıldığına göre içeride bir hengamedir kopuyordu.
Kızlardan biri avaz avaz bağırıyor, bir erkek sesi de cevap vermeye
çalışıyordu. Dışarda beklemeye başladım. Ve birazdan, ince uzun bir genç
hışımla evden ayrıldı, peşinden de bir kız koşarak gitti. Ve evde ki
hengame de sona erdi.

Arabadan çıkıp zile bastım. İçeriden ağlama sesi geliyordu. “Kim O?”
dedi ağlayan ses. Çilem’in eniştesi olduğumu söylediğimde kapı açıldı.
Yeğenimin ev arkadaşı Leyla’nın ağlamaktan şişmiş gözlerini görünce içim
parçalandı. Oysaki 20 gün önce bizim yazlığa geldiklerinde nekadar
neşeliydi. Az önceki bağrışmayı duyduğumu ve ne olduğunu sordum. Leyla
ağlayarak, erkek arkadaşını bir başka kızla kendi yatağında
yakaladığını, oysa onu sevdiğini falan söyledi. Leyla’yı teselli ettim,
kendisinin daha çok genç olduğundan, yarın birgün o çocuğu unutup
başkasını bulabileceğinden bahsettim. Leyla halen erkek arkadaşına
küfürler savururken, Çilem ve arkadaşları geldi. Tabi onlar da merakla
ne olduğunu sordular. Leyla konuyu bir posta da onlara anlatırken, Çilem
boynuma sarıldı ve “Canım eniştem!” diye koca bir öpücük kondurdu
yanağıma. Ben de onu öpmek isterken yüzünü çevirdi ve kazayla tam
dudağının yanından öptüm. Bu küçük kazaya Çilem gülümserken, doğrusu ben
biraz utandım. Çükü Çilem kendi çocuğum gibiydi.

Akşam yemek yeyip yemediklerini sordum. Leyla yememişti, Çilem ve Tuğba
ise birşeyler atıştırmışlar. Onlara, “Hadi hep beraber çıkıyoruz!”
dedim. Benim arabya atladık hep birlikte ve otelin restoranına gittik.
Izgara birşeyler söyledik. Kızlara, “Ne içersiniz?” dediğimde, Çilem ve
Leyla bira istedi. Tuğba ve ben, pek alkol almadığımızdan, önce kola
söyledik, ama Leyla ve Çilem’e yarenlik etmek için bizler de bira
istedik. Hem manzaranın hemde deniz havasından olacak, bayağı bir içtik.
Hesap kaçtı bir tarafımıza diye düşünüyordum. Garson Şeref’i kenara
çektim, bir 50 Lira toka edip, hesaba tenzilat yapmasını ve kızların
daha çabuk kelle olması için biralarına votka koymasını söyledim. Başka
türlü hesabın altından kalkamayacaktım çünkü. Şeref elinden geleni
yapacağını söyledi.

Saat gece 02:00 oluyordu. Çilem ve Tuğba uyukluyor, Leyla ise bana,
karşısına ne kadar fırsat çıktığını, ama sevgilisini aldatmayı asla
düşünmediği konusundaki resitalinin 35. baskısını yapmaktaydı. Bir ara
bana kendini pek iyi hissetmediğini söyledi. Açıkçası ben de pek iyi
durumda değildim. Daha önceden böyle birşeyi tahmin edemediğim için yine
de kendimi tebrik ettim. Şeref’e bir işaret çakıp hesabı istedim. Hesap
pusulası (160 Lira olarak) geldi. Şeref’e, “Ok, odamın hesabına ekle,
yarın görüşürüz!” dedim. Leyla ile birlikte, Tuğba ve Çilemin koluna
girerek, yukarıya odama çıktık. Daha sonra kızlar için bir oda daha
tutmak için aşağı indim. Resepsyonist Metin ağbi, bana, “Senin yan oda
akşam 18:00’de boşaldı, o yüzden başkasına vermeyeceğim, eğer
ihtiyacınız varsa o odayı ücret vermeden kullanabilirsiniz!” dedi. Ona
teşekkür edip anahtarı aldım ve yukarıya çıktım.

Kızların üçü de alkolün ve sıcağın etkisiyle sızmıştı. Yan odayı bir
kolaçan ettim. Odayı tutanlar birkaç saat uzanıp çıkmak zorunda
kalmışlar galiba, çünkü ne banyo havluları kullanılmış, nede yatak
bozulmuştu. İçinde birkaç izmarit bulunan bir kültablasından başka kirli
bir şey yoktu odada.

Önce Tuğba’yı, sonra da Leyla’yı yan odaya götürdüm. Tuğbanın kemerini
ve pantolonunun düğmelerini çözdüm, pantolonunu sıyırdım, gayet kolay
çıkmıştı. Ben Tuğba ile ilgilenirken, Leyla’nın üzerine kusmuş olduğunu
farkettim. Onun da üzerindekileri çıkartmaya başladım. Önce kotunu,
sonra da bluzunu çıkardım. Leyla’yı bikini ile defalarca gördüğüm için
bu manzarayı yadırgamamıştım, fakat yinede tahrik olmadığımı söyleyemem.
Bir koşu odama gidip benim temiz tişörtlerden birini aldım geldim.
Üzerine tişörtü giydirirken parfümü ile kendimden geçtim ve boynuna
masum bir öpücük kondurdum. Kızların odaları ile benim oda arasında
balkondan geçiş olduğu için, odalarının kapısını içeriden kilitleyip,
balkondan kendi odama geçtim.

Çilem kendi kusmuğu içinde uyuyordu. Önce askılı badisini, sonra da leş
olmuş kotunu çıkarttım. Don sütyen kalmıştı, ama halen saçında, kolunda
ve sütyeninde kusmuk vardı. Yatağın üzerindeki battaniye kusmuktan
kullanılacak gibi değildi zaten. Battaniyeyi balkona attım. Çilemi
kucaklayıp, banyoya götürdüm, küvete yatırdım, üzerine ılık suyu tutmaya
başladım. Biraz kendine gelir gibi oldu. Yıkanması gerektiğini, bu
şekilde yatamayacağını anlattım. “Ok!” dedi. O yıkanırken ben banyodan
çıktım, odaya geçtim. Birkaç dakika sonra havlu istedi. Havluyla
birlikte, benim çamaşırlarımdan bir boxer ve tişört verdim. Sonra tekrar
odaya geçtim, dolaptan yedek battaniyeyi üzerime alıp, ışığı söndürdüm
ve yatağa girdim.

Birazdan Çilem, kurulanmış, benim boxer ve tişörtü giymiş halde geldi.
Aslında halen ayılamamıştı, ama en azından temizlenmişti. Benim normalde
yatarken iç çamaşır giymek gibi bir adetim yoktur, ama Çilem
yanımdayken o halde yatamazdım. Çilem geldiğinde dikkat ettim, ıslanmış
sütyenini ve külodunu çıkarmış, sadece benim verdiklerimi giymişti.
Geldi ve yatağa süzüldü. Konuşamıyordu, hemen uykuya daldı. Bense bir
süre daha uyumamıştım, su içmek için kalktım. Yatağa tekrar girerken
Çilem döndü ve bacağıma sarıldı. Ayağımın üzeri tam amına geliyordu,
verdiğim boxer bol geldiği için, ayağım amının dudaklarına da değiyordu.
Çok tahrik olmuştum. Ayağımı oynattıkça Çilem de hareketlenmeye
başladı. Amını benim ayağıma sürttükçe, benim ufaklık artık ufaklık
mufaklık kavramını geçmiş, azmanlık mertebesine gelmişti.

Biraz daha aşağıya doğru kaydım ki, ayağımın yerini kasığım ve yarağım
aldı. Birazdan Çilem’de hareketlenme tekrar başladı, ama bu sefer benim
yarrak Çilemin amına badana çekiyordu. Dayanacak gücüm kalmamıştı,
göğüslerini tişörtün üstünden hafiften okşamaya başladım. Çilem uyuduğu
için, normal şartlarda biraz sürtündükten sonra uykuya devam etmesi
gerekirken, durmuyor ha bire kerkiniyordu. En sonunda durdu. Boşalmıştı.
Olaydan çok zevk aldığı amından akan sıvılardan belliydi. Ben de
durdum, ama ben daha boşalmamıştım. Onu dudaklarından öpmek istiyordum. O
ise, sanki (Memelerim ve amımla oynamana izin veriyorum ya,
dudaklarımda ne işin var?) der gibi, dudaklarını kaçırıyor, bir türlü
öptürmüyordu. Doğrusu biraz sinirlenmiştim.

Kalktım ve balkona çıktım. Balkonda bir sigara yakacakken, yan odadan
(kızların odasından) gelen sesler dikkatimi çekmişti, balkondan hemen
onların odaya daldım. Hava aydınlanıyordu ve içerisi alaca karanlıktı.
Tuğba sağa sola dönerek yatıyordu, herhalde uyuyordu, yine de tam emin
değildim. Ama Leyla yatakta yoktu. Banyoya baktığımda Leyla’yı orada
yerde yatar buldum. Sanırım tuvalete gitmek istemiş, ama düşmüştü. Hemen
kaldırdım. Yerler ıslak ve kaygandı. Yavaş yavaş yürüyerek balkona
çıktık. Temiz hava iyi gelecekti. Leyla balkon demirine yaslanmıştı, ama
halen kendine gelemiyordu ve düşecek gibi duruyordu. Arkasından
sarıldığımda yarağım çıplak tenine değdi, altında külotu yoktu. İşemek
için banyoya giderken çıkarmış olmalıydı. Çok kötü tahrik olmuştum, ama
ileri gitmedim, Leyla’yı tekrar odalarına götürdüm ve yatağa yatırdım.
Bacaklarını öyle bir ayırmıştı ki, bu sefer dayanamadım ve cillop gibi
amına bir dil attım. Leyla hiç tepki vermedi, ama ben Tuğba’nın
uyanmasından çekindiğim için, üstünü örtüp odama gittim. Çilemin yanına
yattım, uyudum.

Uyandığımda yarağım şişmiş, kasıklarımın ağrısından kıvranıyordum. Çilem
ise bacağını ve kolunu üzerime atmış, bütün ağırlığını bana vermişti.
Dizimi yukarı kaldırdığımda yine benim yarrak Çilem’in amına değiyordu.
Azıcık sürtünsem boşalacaktım. Öyle de yapmaya karar verdim ve
sürtünmeye başladım. Biraz da o kıpırdadı. Tam icraat başlayacaktı ki,
Çilem yatakta doğruldu. Ne olduğunu anlamadım, benim yarrağı tuttu, beni
halen uyuyor sanıyordu galiba, yarağımı öptü ve banyoya gitti. Fırsatı
kaçırmıştım, peşinden banyoya gitmek istedim, ama nedense yapamadım.
Yatakta kendi kendime kızıyordum.

Çilem banyodan gelip yanıma oturduğunda, ben yatakta doğruldum. Yine
kirlilerini giymişti. Bana, “Uyandırdım mı?” dedi. “Yok şimdi
uyanmadım.” deyince, utancından alt dudağını ısırmaya başladı. Güldüm.
Akşam olanları sordu, kısaca anlattım. Şimdi duş alma sırası bana
gelmişti. Ben yataktan kalkmış, duşa giderken, gözünün ucuyla benim
alete bakıyordu. Ona kasıklarımın çok ağrıdığını söyledim. Güldü,
konuşmadı. Banyodan çıktığımda, “Acıktım!” dedim. Onun da içi
kıyılmıştı. Kızların yan odada olduğunu söylediğimde, hemen koştu,
onları da uyandırdı. Kahvaltı edecektik, ama otelde öğlen yemeği servisi
başlamıştı bile. Kızlara sordum, “Evde çayınız var mıydı? Ben çaysız
kahvaltı yapamam!” dedim. “Var!” dediler. Otelden ayrıldık.

Eve giderken, marketten peynir, zeytin, salam, yumurta, domates,
salatalık falan aldım ve kızların evine geldik. Öğrenci evlerini çok iyi
bilirim, bir dolap vardır ve içindekiler bozuktur, bir şey yememek
gerekir. Kızlar aldığım malzemelerle kahvaltı hazırlamaya girişti, ben
de evi dolaştım. Kahvaltıda, Leyla, “Deniz kenarındayız, ama daha denize
giremedik!” dedi. Ben hemen, “Bugün denize gidelim ozaman!” dedim.
Tuğba, “Benim erkek arkadaşım gelecek, olmaz!” dedi. Tuğba’ya, “OK! Sizi
evde yalnız bırakalım mı?” dedim. Güldü, evet anlamında kafa salladı.
Karar verilmişti, denize gidilecekti. Kızlar iki yıldır o evde bir
aradaydılar ve gidilecek hiçbir yeri bilmiyorlardı.

Hazırlandılar, atladık arabama, Uzunçiflik tarafına doğru yol aldık. Bu
çevreyi biraz biliyordum, ağaçlı ve kıraç bölümler arasında küçük gizli
plajlar vardı. Bunlardan birine saptık. Hem hafta içi, hem de Eylül
ayında olduğumuzdan çok tenhalaşmıştı her yer. Gözümüzün görebildiği
yerde kimsecikler yoktu. İyice yayıldık bir gölgeliğe. Mübarek güneş,
Temmuz güneşi gibi yakıyordu. Çilem tişört ve şortunu fora etti, Leyla
da çarçabuk üstündekileri çıkardı, denize koştular. Ben daha duba gibi
sahilde bekliyordum. Ben pantolonumu çıkarana kadar, ikisi de suya
dalmıştı bile.

Yiyecekleri ve biraları gölgeye sakladım, soyunup peşlerine takıldım.
Ben tam suya girecekken çıktılar, “Hadi güneşlenelim!” dediler.
“Haydaaa!” diye kızdım onlara. Ama su soğuk gelmişti onlara, güneşte
yatmak içlerini ısıtacaktı. Ben de geri döndüm onlarla birlikte.
Kurulandılar, hasırlarını serdiler ve güneşin altında yattılar. Saat
15:30 falan olmuştu, sandviçleri biralarla yuvarladık. Onlara, “Bakın
güneşte fazla durmayın, kötü çarpılırsınız!” dedim, ama dinleyen kim?

Benim arabanın bagajında herzaman, Palet, dalma gözlüğü ve zıpkın
bulundururum. Benimkisi özel merak işte, dalmayı seviyorum, kısmetim
varsa iyi balık avlarım. Bagajdan malzemeleri alıp denize girdim. Denize
girdiğimiz yerin etrafında kayalık alanlar olduğundan iyi balık vardı. 2
adet Karagöz, 2 adet de Kefal vurdum. Sahile çıktığımda, kızlar güneşte
uyuyordu. Üstlerine su damlattım, aldırış eden olmadı. Güneş kremi
döktüm, yine hareket yok. Çilemin üzerindeki kremi elimle yaydırmaya
başladım. Bikinisinin üstünü çözdüm, bütün sırtını kremledim, halen
kalkmıyordu. Boynunu, omuzlarını, belini bolca güneş kremi ile sıvadım.
Sıra bacaklara gelmişti, bu sefer tacizlerime ‘Dur!’ diyeceğini
düşünüyordum, ama demedi…

Ayak bileklerinden başlayıp yukarı doğru masaj yaparak çıktım. Kalçalar
iki posta kremlendi. Elim bacaklarının birleşme yerine geldiğinde,
poposunu biraz daha yukarı kaldırdı. Bu, ‘Devam et!’ dercesine bir
işaretti. Leyla’yı kontrol etmek amacıyla baktım, yüzü öbür tarafa dönük
uyuyordu. Elimi Çilem’in bikinisinin içine sokup, poposunun yanaklarını
yoğura yoğura kremledim. Başparmağımla götünün deliğine masaj yaparken,
Çilem poposunu biraz daha kaldırıyordu. Bikinisinin amına gelen kısmı
ise çoktan ıslanmıştı. Çok tahrik olmuştum, yarağım patlamak üzereydi.
Çilemin kulağına eğilip, “Devamı akşama, hadi şimdi denize girelim!”
diye fısıldadım.

Çilem’le kalktık, denize girdik. Serin suya girince biraz olsun
rahatlamıştım. Ama orada da pek sakin duramadık, Çilem’le
elleşmelerimiz, oynaşmalarımız devam etti. En sonunda Çilem bacaklarını
belime doladı. Ve tam kucağıma yerleştiği esnada bir ses duyduk,
“Napıyorsunuz bakiim siz?” diye. Leyla ödümüzü koparmıştı, ikimiz de bir
yana attık kendimizi suyun içinde. Çilem, “Gidelim artık, akşam
oluyor!” dedi. Oysa benim planımda geceyi burada geçirmek vardı. Leyla
güneşte uyuduğundan başı ağrımıştı ve eve gidip uyumak istiyordu.
Mecburen toparlandık ve yola çıktık. Leyla’yı eve bırakıp, Çilem de
otelde duş almak daha kolay olacak diye, evden üzerine giymek için
birkaç parça giysi aldı ve otele döndük.

Otele vardığımızda anahtarı alıp yukarıya çıktık. Odanın kapısına varana
kadar ikimiz de sakin ve usluyduk. Ama içeriye girip te kapıyı kilitler
kilitlemez, dudaklarımız birbirine yapıştı, hoyratça birbirimizin
vücudunu okşamaya başladık. Yarağım kazık gibi olmuştu. Çilem benim
pantolonumu indirirken, ben de onun şortunun arkasından elimi içeri
sokmuş, götünü amını kurcalıyordum. Şıpır şıpır olmuştu amı yine. O zevk
sularını kana kana içmek, kafamı amına gömüp, bütün geceyi o şekilde
geçirmek istiyordum. Çilem bu arada serbest bıraktığı yarağımı ağzına
alarak, büyük bir ustalıkla yalayıp, emmeye başladı. Boş durmak
istemiyordum, Çilem’i ayağa kaldırdım, ikimizi de çırılçıplak soyup,
yatağa geçtik, 69 olduk. Birbirimize uzun süre oral yaptık, defalarca
birbirimizin ağzına yüzüne patladık. Duş alıp tekrar yatağa geöiyorduk.
En son sefer dudaklarımız birleştiğinde, ikimiz de yorgunluktan
geberiyorduk. Çilem öpüşürken uyuyakaldı. Ben bir süre daha uyanık
kaldım, Çilemi uyurken izledim. Sonra ben de uyumuşum.

Gözlerimizi açtığımızda sabah ezanı okunuyordu. Tekrar öpüşmeye
başladık, herşey yeniden başlıyordu. Ama busefer uykumuzu aldığımızdan,
ikimiz de dinlenmiştik. Artık Çilem’i sikmek istiyordum. Yarrağım amına
badana yaparken, Çilem, “Ben daha kızım!” dediğinde, Zonkkk oldum,
“Nasıl yani, bakiremisin halen?” diye sordum. Şaşırmıştım, bu kadar
porfesyonelce yarak yalayan bir kız nasıl bakire olabilir diye. Çilem,
anlattığına göre, okuldan bir çocukla (geçen aya kadar) çıkmış ve
sonunda ayrılmışlar. Fakat ilişkileri süresince oral seksten öteye
gitmemişler. Kızlığına elletmediğini, hatta arkadan bile yaptırmadığını
söyledi. İnanmak istemiyordum, çünkü artık onu sikmek için
sabırsızlanıyordum, ama bakire olması işime de gelmiyordu açıkçası.

Moralimin bozulduğunu gören Çilem, dudaklarıma bir öpücük kondurdu,
“Fakat şimdi istiyorum, neremden istiyorsan yapabilirsin aşkım!” diyerek
bacaklarını ayırdı. Aslında onu amından sikmeyi çok istiyordum, ama o
an için kızlığını bozup bozmamakta kararsızdım. Onun için, “Dön arkanı
ve domal!” dedim. Çilem götten sikeceğimi anladı ve çantasına uzandı,
krem çıkarıp uzattı, sonra domaldı. Götünün deliğini önce biraz
dilledim, sonra krem sürüp, bir parmağımı sokup parmakladım bir süre.
Gerçekten de götten sikilmediği belli oluyordu, çok dardı göt deliği.
Canını yakmamaya çalışarak, ikinci parmağımı da sokup, göt deliğini
esnetip, biraz alıştırdım. Bu arada öteki elimle de sürekli klitorisini
okşuyordum.

Şimdi iki parmağımı götüne rahat rahat sokup çıkarıyordum. Amını okşayan
elime ise amının suları gelmeye başladığında, Çilem inleyerek, “Sik
beni enişte, yarağını sok, hadi!” diye yalvarmaya başladı. Parmaklarımı
götünden çıkarıp, yarağımın başını da kremledim ve arkasına yanaştım.
Çilem kafasını yastığa bastırmış ve götünü havaya dikmişti. Bir elimle
götünün yanaklarını ayırıp, öbür elimle yarağımın başını göt deline
yasladım ve bastırmaya başladım. Yarağımın başı ‘Plöp!’ diye girdiğinde,
Çilem çığlık atmamak için yastığı ısırıyordu. Yarrağımın başı girmişti,
kalanını da sokmak için biraz bastırdığımda, Çilem elini arkaya atıp,
göbeğimden ittirerek, “Dur enişte! Çıkart, çok acıyor!” dedi. Canını
yakmak istemediğim için çıkardım.

Çilem döndü ve “Bu böyle olmayacak enişte, ben yapayım, uzan sen!” dedi.
“Tamam!” deyip, sırtüstü uzandım. Çilem götünün deliğine ve yarağımın
başına biraz daha krem sürüp, Alaturka tuvalete çişini yaparmış gibi
yarağımın üstüne çöktü. Eliyle yarağımı tutup, göt deliğinin ağzına denk
getirdi ve yavaş yavaş üstüne oturmaya başladı. Acıdan dudaklarını
ısırsa da, bu şekilde daha kolay alıyordu götüne. Yarrağımın milim milim
götüne girişini seyrediyordum. Sonunda ıhılaya ıhılaya yarrağımı köküne
kadar götünün içine almış ve oturup kalmıştı öylece. Halen acı duyduğu
yüzünden belli oluyordu. Ben yarağımı alttan oynatacak gibi olduğumda,
“Ahhh! Kımıldama neolursun enişte!” diyordu.

Çilem bir süre daha hareketsiz oturduktan sonra kendiliğinden götünü
hafif hafif oynatmaya başladı. Götünü birkaç santim kaldırıyor, sonra
tekrar yavaşça oturuyordu. Her seferinde biraz daha, biraz daha derken,
belli bir süre sonra artık yarağımın başı görünecek kadar götünü
yükseltiyor ve yeniden oturuyordu. Dudaklarını ısırışından, hem acıyı,
hem zevki aynı anda yaşadığı belli oluyordu. Elimi amına atıp,
klitorisini okşamaya başlayınca, Çilem oturup kalkma hareketlerini
hızlandırdı. Artık ellerini arkaya atmış, ayak bileklerimden tutunarak,
hem inliyor, hem de götüyle yarağımı deli gibi sikiyordu. Okadar hızlı
oturup kalkıyordu ki, her seferinde götü kasıklarıma vurduğunda,
taşaklarım inanılmaz ağrıyordu.

Fakat bu fazla sürmedi, Çilem, “Geliyorum enişteeeee!” diye bağırıp,
kasılmaya, titremeye başladı. Benim durumum da ondan farklı değildi, ben
de uzun bir ‘Ohhhhhh!’ çekerek götüne fışkırmaya başladım. Çilem
kendini öne atarak, göğüslerini göğsüme yapıştırdı ve dudaklarıma
yumuldu. Yarrağım götündeyken öpüşmeye, deli gibi birbirimizin
dudaklarını kemirmeye başladık. İkimiz de nefes nefeseydik. Bu
pozisyonda bir süre kalıp soluklandık. Çilem yarrağımın üstünden
kalktığında, götünden çıkan osurukla birlikte döller taşaklarıma
püskürdü. Çilem osurduğu için utanmıştı, mahçup bir şekilde elini götüne
tutarak banyoya gitti. Ben de arkasından gittim, birlikte duş aldık.

Banyodan çıktığımızda Çilem’e, “Biraz daha uyuyalım!” dedim. Birbirimize
sarılıp uyuduk. Sabah birlikte otelin restoranında kahvaltı ettikten
sonra Çilem’i okuluna bırakıp, ben de işime gittim. Daha 2 hafta orada
olacağım için çok sevinçliydim doğrusu